mansur's profileBizler Sadece...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    March 31

    SıINAVLAR

    Hayat bir sınavdır diyorlar, doğru mu bu?

    Doğruysa neden?

    Günlerimi, haftalarımı bu soruya cevap bulabilmek için harcadım; fakat nafile. Ne bu soruya cevap buldum ne de bu soruya cevap arayan birini gördüm. Belki aynı merakı paylaşan birini görsem biraz rahatlar, ümitlenirdim. Çünkü bu öyle bir soru ki, cevapsız kalınca insanın beyninde ucu bucağı gelmez soru demetleri oluşturuyor. Tanrısını arayan İbrahim gibi hissediyorum, sanki tanrı bu sorunun arkasında gizleniyor gibi. Dindar insanlar hayatın bir sınav olduğunu kayıtsız şartsız kabul ediyorlar; fakat ben hayatın sınav olmayabileceğine inanıyorum, bu durumda hayatın mutlu bir şekilde idamesi için geliştiren tüm sistemler, insanlığa gönderilen dinler, beni mutlu edemiyor. İnanan insanlar arasında bir asi olmanın ötesine gidemiyorum, bazen sorularım tanrıya karşı küstahça soruluş şeyler gibi geliyor, utanıyorum. Tanrının var olduğunu hissediyorum; ama onunla ne şekilde irtibat kuracağımı bilemiyorum. Öldüğüm zaman beni nasıl karşılayacağını bilemiyorum. Bilen varsa bana yardımcı olmasını istiyorum...

    Bu arada vize sınavlarımız da yedi nisanda başlıyor, tüm sınavalar gibi vize sınavlarım halet-i ruhiyemi bozuyor. Bazen tek mutsuzluk sebebimizin SINAVLAR olduğunu düşünüyorum.

    March 30

    Suç ve Ceza

    Dünyaca ünlü yazar Dostoyevski (Fyodor Mihailoviç)nin yazmış olduğu "suç ve ceza" isimli romanı okumayanınız var mıdır bilmem. Ama eğer okumamak gibi bir gaflette bulunduysanız ne olur tez zamanda bu eksikliğinizi giderin. Bu müthiş eser belki de insanlık tarihinin en büyük yapıtıydı, inanıyorum ki bundan sonra da öyle olacak. Tolstoy, Dostoyevski için " o, tanrının kalemiyle yazar" der. Tolstoy'un tabiri ile tanrının kaleminden dökülen bu satırlar insan ruhunun en ücra köşelerini gün yüzüne çıkarır. Suç, ceza, ahlak ve vicdan kavramlarını çarpıcı methodlarla irdeler... Bugün neden "suç ve ceza"dan bahsettiğime gelince: Dün akşam saatlerinde Dostoyevski nin bu müthiş eserini tiyatro oyunu olarak izledim. Türk Hukuk Enstitüsü Gençlik komisyonu olarak hazırladığımız tiyatro gecesinde...
    March 29

    Neden Benim Adım Kırmızı

    Geçenlerde bir arakadaşımla msn de konuşuyorduk. Bana neden " benim adım kırmızı" rumuzunu kullanıyorsun dedi. Orhan Pamuk'tan beş para etmez bir adam diye söz etti. Şaşırdım, üzüldüm. "Benim adım kırmızı" gibi muhteşem bir romanı keşfedememek, geceleyin parlayan dolunayı görememek gibi birşeydi benim için. Bir insan elbette Orhan Pamuk'un siyasi tutum ve davranışlarını beğenmeyebilir; ancak edebiyatı hakkında söz söylerken kesinlikle haddini bilmelidir.
    March 27

    ANLAR

    ANLAR  
    Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,  
    İkincisinde, daha çok hata yapardım.  
    Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.  
    Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,  
    Çok az şeyi  
    Ciddiyetle yapardım.  
    Temizlik sorun bile olmazdı asla.  
    Daha çok riske girerdim.  
    Seyahat ederdim daha fazla.  
    Daha çok güneş doğuşu izler,  
    Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.  
    Görmediğim bir çok yere giderdim.  
    Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.  
    Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.  
    Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.  
    Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.  
    Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.  
    Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.  
    Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,  
    Gitmeyen insanlardandım ben.  
    Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.  
    Eğer yeniden başlayabilseydim,  
    İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.  
    Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.  
    Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,  
    Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.  
    Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...  
    ÖLÜYORUM...  
           Jorge Luis BORGES  
     
                               Ya Ben Gelseydim?
    Eğer hayata yeniden gelseydim, ikinciside:
    Ne sırt üstü çimenlere yatmak isterdim
    Ne papuçlarımı çıkarıp atmak,
    Ne çocuklarla oynamak isterdim
    Ne güneşin tadına varmak.
    Yine sana aşık olurdum, yine acı çekerdim, 
    Ne güneşi görürdüm ne gülleri severdim.
    Parlak ışığınla kamaşan gözlerim, 
    Ne gündüzü görürdü ne geceyi.
    Ne varlığı anlardım ne yokluğu. 
    Eğer yeniden gelseydim yine seni severdim.
    Sadece seni severdim...
    Sen  sevmezdin beni, umursamazdın, 
    Hep başkalarını düşünürdün.
    Fakat ben her gelişimde seni severdim.
    Ben gelemesem bile sevgim gelir yine seni severdi,
    Sen gelmesen bile...
    Mansur Afşin
     
     
     
     
    March 26

    Bir Rüya

    Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin

    Tekkede, manastırda eremezsin.

    Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada

    Cennetin, cehennemin üstündesin

    ö. Hayyam

                                                 Bir Rüya

    Gitmediğim manastır, yatmadığım tekke kalmadı.

    Ne sevgiyi buldum ne sevgiliyi.

    Ya Hayyam, sevgiyle yüreğini yoğur diyorsun.

     Hani ya, nerede sevgi .

    Güneye gittim: güneş ülkesine, doğuya gittim: Budanın yerine

    İnsanlar gördüm boy boy, insanlar gördüm renk renk,

    insanlar gördüm aç, insanlar gördüm tok.

    Cenneti aradım aylarca, cehennemi de.

    Sularda yürüdüm günlerce ve çöllerde.

    Mecnuna da rast geldim deniz kızına da.

    Çeşme başlarında çapkınlık yaptım Karacaoğan'la

    Sonra seni gördüm meyhanede,

    Sarhoştun, selamladın beni kalbinle.

    Güzellerle tokuşturdun şarap kaseni.

    Bir yudumu bana içirdin bir yudumu şuh kadına.

    Şarhoş oldum istemeden, Ey Hayyam...

    Şerbetli gecede şuh kadınını aldım koynuma

    Ey Hayyam sonra seni gördüm, vurmuştun beni ve kadınını da.

    Ölmüştüm, kanım şuh kadının kanında.

    Sabah olmasaydı biliyorum vuracaktın kendini de.

    Fakat sabah oldu ve anladım ki bu bir rüya... Kötü bir rüya.

    İyi ki vurmadın kendini Ey Hayyam, iyi ki ölmedin.

    İyi ki öldürmedin kalbindeki sevgiyi.

    Ben öldüm Hayyam sen öldürdün...

    Bir başkası da öldürdü.

    Annesini kesen kız da öldürdü.

    Çocuğuna kıyan anne de.

    Her gün ölüyorum ben Ey Hayyam, her gün öldürülüyorum.

    Sevgi yok bu dünyada, kardeşlik yok.

    Karacaoğlan yok, Mecnun yok.

    Tacizciler var boyuna,

    Azılı katiller var

    Yetim hakkı yiyen hortumcular...

     

    Al beni Ey Ulu Tanrım...

    Boğuluyorum....

    Ağlamak yetmiyor ülkemin haline...

    Al beni ne olur

    al ne olur....

    Mansur Afşin

     

     

     

     

     

     

     

    March 25

    Biten Şeyler, Aşklar

    Ömür kısadır, insan ölür.
     
    Gün kısadır, güneş batar.
     
    Kısa bir söze dünyalar sığar.
     
    Tek kelime ile yiter aşlar, tek kelimeyle  başlar.
     
    Dönülmez akşamın ufkunda der şair
     
    Sona eren aşklar
     
    Leyla yerine C..e'yi koyanlar
     
    Sizi ancak göz yaşı paklar...
     
    Bu aşk böylece biter ve ben çeker giderim...
     
    Elbet sabahı da vardır bu gecenin
     
    Leylaya döner yarın,  ben yine Leylayı severim.
     
    Soranlara Bir çift sözüm var.
     
    Aşka düşmeden önce
    Aşk bir saçmalık
    Aşka düşünce
    Aşk bir hastalık
    Aşk bitince
    Ne  büyük Aptallık
    der
     
    Sonra çeker giderim.
     
     
    March 24

    Bir Şey

    Diğerlerinden hiç farklı olmayan bir şekilde uyandım bugün. İlgimi çeken hiçbir ders olmadığı için okula gitmemeyi düşünmüyordum. Gazetelerime gömülüp ülkemin haline ağlayacaktım. Akla hayale gelmemiş metodlarla işlenmiş cinayetlere bakacak, insanlığımdan utanacaktım. Ama olmadı istediğimi yapamadım.Öğleden sonra okula gittim. Görmek istediğim bir şey vardı. Tuğla gibi hukuk kitaplarından daha ayrıntılı bilgilerle donatılmış, kocaman hukuk profesörlerden daha etkileyici bir üsluba erişmiş bir şey. Aristonun eser maddesi dediği, Descartesin töz dediği  varlığın ilk boyutuyla alakalı kavramlardan soyutlanmış bir şey. Gözleriyle evrene meydan okuyan, varlığı yokluktan ayıran, görmediğim düşler kurduran bir şey. Gün olup beni merak edip soran, gün olup yüzüme bakmayan bir şey. Kocaman sınıfta tek göze çarpan, diğerlerine hiç benzemeyen, çölün ortasındaki vaha gibi bir şey. Sadece benim gördüğüm ve başkalarının görmesini istemediğim bir şey. Şairlerin, yazarların çok sevdiği bir şey... "o şey ki onun içinde" diyen Mevlana'nın dediği şey. C ile başlayıp E ile biten şey. Güzele dair ne varsa barındıran şey. Adına kor ateş dedikleri şey!
    March 23

    Huzurlu Bahar

    Bir bahar istiyorum büyüklerimden. Rüzgarı ılık olsun, güneşi sıcak biraz. Yağmurlar yağsın üzerime, karanfilde, bayındırda dolaşayım biraz. Güvercinleri seveyim parklarda, yem veryim ellerimle. Bir bahar istiyorum büyüklerimden, bu sefer insanımın yüzü de gülsün biraz. Çeteler olmasın istiyorum, öldürülmesin masum insanlar.Mendil satmasın istiyorum çocuklar, dondurma yesinler biraz. Güller istiyorum kırmızı, pembe ve beyaz. Kavga etmesin istiyorum savcılar. Lütfen sükunet biraz.Kan olmasın isitiyorum ülkemde, taş atmasın çocuklar. Nisan yağmurunda aynı şemsiye altında gezsin aşıklar. Bir bahar istiyorum büyüklerimden, ümit dolu, huzurlu biraz. Kosup oynasın çocular, parklara gitsin biraz. Yalnız olmasın istiyorum insanlar, aşık olsunlar, sevsinler biraz. Bir Baharı özlüyorum ben, cemresi düşmüştü yüreğime, c...'yi özlüyorum biraz...

    March 22

    Siddhartha

    Henüz  "ama hangi atatürk" kitabını bitirmeden başladığım ve bitirdiğim bir kitaptı. Üstat, Herman Hessenin usta kaleminden dökülen satırları okurken kendinizi romanın içinde bir kenarda oturup olayları izleyen biri gibi degil bizzat romanın baş karakteri olan Siddhartha'nın benliğinde, belki yüreğinde bir yerlerde hissedeceksiniz. Brahaman öğretisini anlatan bu kitabı okurken inanıyorum ki bu gününüzü ve yarınınızı derin bir sorgulamadan geçirecek, insanlara ve hayata bakış açınızı değiştireceksiniz. Bence okumalısınız
     
    March 18

    Ama hangi Atatürk

    Şu aralar Taha Akyol'un yazmış olduğu araştırma inceleme kitabı "Ama hangi Atatürk"ü okuyorum Tahmin ettiğimden daha sürükleyici bir kitap ve oldukça çok kaynaktan beslenmiş.Bir tarih kitabı ancak bu kadar objektif yazılabilirdi. Tarih severlere kesinlikle tavsiye edilir
    March 06

    GÜZEL

     
          Her mevsim bazen biraz gecikir
           
          Oysa sonbahar tam vaktindedir