mansur's profileBizler Sadece...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    May 31

    YAPRAKLAR NEDEN VEDA ETMEZ

                                                                

        Yağmurlu günler de nekadar sıklaştı. Güneşi gördüm yok. Hayal meyal sevinçli günlerim geliyor aklıma fakat gözlerim de fer yok. Işığın ile oynaştığımız günler aklımdan hiç çıkmıyor. Nasıl da emzirdin beni aylarca. Ben sütten kesildim sen de süt vermekten… Aslında sen hep vericisin lakin şimdi karabulutlar var aramızda.

        Her sabah uyandığımda bu gün güzel bir gün olacak, güneşimin ışıklarıyla sevinçli günlerimde olduğu gibi oynaşabileceğim diyorum, fakat nerde… Değil ışıklarıyla oynaşmamın, şu aralar sevgilimin yüzünü görmemin bile mümkünatı yok. Söylesene canım güneş, neyimsin sen benim? Annem mi? Arkadaşım mı? Sevgilim mi?  Bilim adamları bende kroloplast denen bir şey olduğunu ve bu şeyin tıpkı insanların ağızları gibi süt emmeye yaradığını söylüyorlar. Sen de inek gibi süt veriyormuşsun bana. Benim aklım ermez böyle şeylere. Ne olur gel artık sevgilim. Benim tek derdim sensin.

      Ah kardeşlerim, yüzleriniz ne kadar da solgun. Kendi dertlerimi küçümsüyorum sizi görünce. Güneşimiz, canımız, sevgilimiz bizi terk etti. Yağmurlar her gün yumruk atıyor suratımıza, rüzgâr hoyratça hırpalıyor bizi, desenize hiç isteyenimiz kalmadı şu koca dünyada, tutunduğumuz yorgun ağacımız da olmasa.

      Geçen gün ne öğrendim biliyor musunuz? Ölüm diye bir şey varmış. İnsanlar yaşlanınca, yapraklar solunca ölürmüş. Hemen üstümdeki tohum söyledi bunları bana, ismi palamutmuş. Palamut diyor ki, hepimiz bir gün ölecekmişiz yani sevgili ağacımızdan ayrılacakmışız. Gözlerimiz göremez, kroloplastlarımız süt ememez olacakmış. Şok oldum. Biliyorum çok üzüldünüz fakat ne yazık ki gerçek olan buymuş kardeşlerim.

    Palamut: Üzülmeyin yaprakçıklar ölüm varmış ama öldükten sonra yeni bir hayat başlıyormuş. Bir kuş söylemişti bana. Bu kuşun göç ettiği diyarların birinde tanıştığı bir tohum varmış, bu tohum böyle bir sonbahar akşamında ağaçtan düşüp ölmüş, fakat yıllar sonra kuş tekrar göç ettiği yere dönünce dallarına konduğu genç ağacın yıllar önce tanımış olduğu palamut olduğunu anlamış. Saatlerce konuşmuşlar.

      Yaprak: Ah kardeşlerim bakın ben de soluyorum, güneş yüzünü göstermiyor, yağmurlar suratımı tekmeliyor ve rüzgâr her zamanki gibi haşin. Kardeşlerim gözlerimde fer yok, görmüyorum, duymuyorum, galiba ben de ölüyorum. Ölümden korkmayın kardeşlerim, öbür dünya diye bir yer var. Korkmayın ne olur yok olmuyorum. İşte yorgun ağacım bırakıyor elimi, gidiyorum. Size veda etmeyeceğim kardeşlerim, sizi öbür dünyada kucaklayacağım, hem de sımsıkı.

    Yaşlı ağacın gövdesindeki kovukta yaşayan genç sincabın yüzünü bir matem kapladı. Yaprağa acıdı çünkü öbür dünya yapraklar için değil tohumlar için vardı.

    Mansur Afşin

     

    May 15

    GÜN

     
    Güne güneşli başlarsınız, tişörtle sokağa çıkar ileriki bakkaldan bir dondurma alırsınız, gün kızmıştır size, keyfinize. Güneş korkmuştur saklanır biryerlere, kara bulutlar gelir beriye, ardından yağmur... Islanırsınız, koşarken dondurmanız yere düşer, baştan aşağı çamura bürünmüştür arkanız, söversiziniz altı boş kaldırım taşlarına ve umursamaz söförlere. Yağmur dinmiştir, ezilmişliğin izleri silinecektir üzerinizden ama fırsat verirse gün.
     
    Gün bu, ne yapacağı hiç belli olmaz hiç yoktan işler çıkarır karşınıza. Kendinizi okula gitmek zorunda hissedersiniz mesela. Ya da açıklanan bir sınavdan hangi notu aldığınızı öğrenmek... Bu güne kadar iyi bir not aldınız vaki olmamışken kötü notunuza üzülürsünüz bekaretini kaybetmiş bir çocuk hüznüyle. Arkadaşlarınızdan birisi hastalanmıştır diğeri de sevgilisinden ayrılmış, bir başkası sigarayı bırakmakla uğraşırken öteki alkollüyken soyulmuş... Kötü haberlerle süslenir gününüz "hallowen" gibi.
     
    Gün bu, aldatır insanı. Sahten insanlarla karşılastırır sizi, tek gerçek benim dercesine. Sevilemeyecek sevgililerle doldurur hayatınızı, en sevilecekleri kendisine seçer. Gecesinde zırva şeylerle örülü rüyalar bahşederken size en güzel kızlarla yatar. Ümitsizlikle boğuştururken sizi gerçeğin tadına o  bakar.
     
    Gün bu...
     
    MAnSur
    May 12

    AYNI

    Günde yeni bir şey yok!
     
    Hep aynı gündür yaşadığım, hep aynıdır aldığım nefesler ve aynıdır dünyaya sövüp saçtığım küfürler. Güneşin doğuşu aynıdır, her gün kabak gibi açar yalancı yüzler. Aynıdır, kirlenmiştir lağam kokan ırmaklar. Aynıdır pis kokan ağızlar, dolguya giden dişler aynı, aynı bakar sarı saçlı Emine, aynı gülümser, aynı yer, aynı içer. Aynıdır okullarda dersler, köy çocukları aynıdır, çalışan eller, seven gönüller... Kuşlar gelirler, kanat çırpışları aynıdır, tavuklar yumurta verirler. Hep aynıdır insanlar yer içer çiftleşirler.
     
    Mansur Afşin  [bohem bir hayat sürüyorsam suçlusu ben miyim?]
    May 05

    Yorulmak

    Sevmek bazen rezilce korkuludur

    İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur

    Uzunca bir süredir Üstat İlhan’ın yukarıdaki dizelerinde ne kastettiğini idrak edememiştim ta ki o anı, o akşamı yaşayana kadar, iliklerime kadar yorulduğumu anlayana kadar, birdenbire fütursuzca… Öyle bir yorgunluktu ki: acıyı hissetmeyen şeker hastalarının farkında olmadan ölmesi, ölüm için acının görünmesine gerek olmadığının farkına varması gibi… Anlaşılmamak gibi ya da anlatamamak. Öyle bir yorulmak ki tüm emeklerin boşa gittiğini, hayallerin suya düştüğünü anlarsın. Aslında sevginin emek istemediğinin farkına varırsın. Kabuksuz yerküre üzerinde gezinen bir sürü sıradan insan gibi kendi sıradanlığının farkına varırsın. Hayatta tek ve en güzel şeyin uyumak olduğuna kendini inandırırsın. Yalan tadında rüyalarla oyalanmanın zevkli olduğunu uyandığında gördüğün en güzel kıza anlatmak istersin. Bir sürü zırva arasından tek bir zırva seçersin ve ona bir dinmiş gibi inanırsın. Sevgililerinde erdem aramayı bırakıp güzelliğe yönelirsin, en zırva bile olsa en mutlu edici şeyin bu cümlede saklı olduğunu bilirsin: “en güzel kız en iyi sevgilidir” tüm felsefi kavramları hiçe sayarsın ama kimin umurunda, bir kere yola çıkmışsın. “ felsefe sürekli yolda olmaktır” diyen felsefe hocana inat “felsefe yerinde oturmaktır” dersin ya da felsefe kimin umurunda ki…İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur

    May 03

    Yazar Zihninde Fırtınalar

    Ansızın bir fırtına patlar yazarların zihninde. Yağmur yüklü bulutlar yanaşır beriye. Kasvet sarar her bir yanı ve yağmaya başlar cümleler. Aşk olurlar, düş olurlar, hayal olurlar; şarkı olurlar, şiir olurlar, roman olurlar. Yağmurun topraktan yeşillikler çıkarması gibidirler. Siz de tanırsınız bu yağışları, yağarken yazarın yüzüne vururlar. Fırtınaya tutulan gencecik yazarlar kaçamak bakarlar yüzünüze, uzaklara dalarlar, yanlarında yalnız hissedersiniz kendinizi.